İsmail'in Gülüşü Kitabı Üzerine
Yasin Aktay hocamızın, İsmail'in Gülüşü: Kurban ve Hacc Üzerine Teopolitik, Sosyolojik ve Felsefi Yaklaşımlar adlı kitabını okudum. Kitap, kurban meselesini dar bir ibadet tartışmasının sınırlarından çıkararak insan var…

Yasin Aktay hocamızın, İsmail'in Gülüşü: Kurban ve Hacc Üzerine Teopolitik, Sosyolojik ve Felsefi Yaklaşımlar adlı kitabını okudum.
Kitap, kurban meselesini dar bir ibadet tartışmasının sınırlarından çıkararak insan var oluşunun, tarihsel çatışmaların ve modern siyasetin merkezi kavramlarından biri olarak yeniden ele almaya çalışmış. Bu çerçevede kitabın merkezine yerleştirilen İsmail'in Gülüşü imgesi, bütün tartışmaların hem sembolü hem de eleştirel ölçüsü olarak işlevselleştirilmiş.
Bu çerçevede kitap boyunca kurbanın bir varoluş düzeyi olduğu belirtilmiş. İsmail'in çağrısı üzerinden teslimiyet ve özgürlük arasındaki görünürdeki çelişki tartışılmış. Yasin Aktay Hoca, doktrinel okumalarının üstüne Hac merkezli gözlemlerini de metne entegre etmiş. Bu gözlemlerden yola çıkarak anlam bütünlüğü olan sosyopolitik ve felsefi mülahazalar sunulmuş. Kitaptaki yazıların çoğunda kurbanın teopolitik yüzü ayrı ayrı ele alındığı gibi, bir ana başlık çerçevesinde de konu yoğunluklu bir şekilde tartışılmış. Hz. İbrahim'in rüyası üzerine İslam, Hristiyan ve modern Batı felsefesindeki rüya yorumları ve bunun İslam dünyasındaki karşılıkları analiz edilmiş ve eleştirilmiş. Bu çerçevede İbn Arabi'nin Hz. İbrahim'in rüyasını yorumlama biçimi ele alınmış. Rüya yorumu başlığı altında yapılan özette: "Kurbanın hakikati hem fiilde hem de manadadır. Bir ibadetin sembolik derinliği onun tarihsel ve bedensel gerçekliğini ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde fiziksel icrası da onu düşüncesiz bir mekanizmaya indirgemez." demektedir Yasin Aktay hocamız.
Kurban olayının, özellikle güncel Gazze ve Filistin soykırımı üzerinden evrensel hukuk söylemi ile fiili sessizlik arasındaki uçurum, en çıplak biçimiyle yorumlanmaktadır.
Kitap boyunca Yasin Aktay hocamız, kurban kavramını çok geniş bir zeminde ve insanı ilgilendiren bütün boyutları ile ilişkilendirerek entegre bir insanı düşünce boyutuyla analiz etmektedir. Yasin Aktay hocamız, kurban kavramı olmaksızın ne dini tecrübeyi ne siyaseti ne de insan psikolojisini tam olarak anlayabileceğimizi iddia etmektedir. Çünkü diyor Yasin Aktay Hocamız, insan hayatı sürekli olarak değer hiyerarşilerini korumak zorundadır. Hangi değerin diğerine üstün geleceğine karar vermek daima bir tür fedakârlık içerir. Sorun kurbanın varlığı değil, yönüdür. İnsan neyi, ne uğruna feda etmektedir? Bir çocuk güvenlik miti uğruna feda edildiğinde bu zulümdür. Bir benlik kibri hakikat uğruna terk edildiğinde bu arınmadır. Bir servet yoksulla paylaşıldığında bu rahmettir. Bir halk sömürge çıkarları uğruna harcandığında bu modern barbarlıktır, demektedir.
Yasin Aktay Hoca, kitaba da başlık olan İsmail'in Gülüşü ibaresinde bu ayrımı görmüş olduğunu, çünkü o gülüşün kurban edilmek istenenin kurban rolünü reddedişi anlamına geldiğini ifade etmektedir.
Bu çerçevede Aktay Hoca, kitabında İslam'ın kurban anlayışını yalnızca mevcut geleneklerin devamı olarak değil, onların tashihi ve restorasyonu olarak yorumladığını belirtmektedir. Ayrıca kitabın okuyucuya hazır cevaplar vermekten çok bir muhasebe çağrısı yaptığını vurgulamaktadır.
Kitabın son paragrafında İsmail'in Gülüşü'nün bütün insani soruların ortasında yankılanmaya devam ettiğini ve o gülüşün bize şunu hatırlattığını belirtmektedir: "Tarih yalnızca güçlerin yazdığı bir metin değildir; bazen dışlanan bir çocuğun gülüşü, imparatorlukların arşivinden daha kalıcıdır."
Yasin Aktay Hoca'mızın kurban olayını teopolitik, felsefi-antropolojik, politik ve aktüel boyutlarıyla ele alışındaki ahenk ve uyum, kitabı bütünlüklü bir estetik hazla okuma yolunu ve zeminini sunmaktadır.
Yasin Aktay Hoca, iman aşkıyla kaleme sarılmakta, ilmi bir usul ve metodoloji çerçevesinde kurban olgusunu sistematik bir şekilde analiz etmekte, felsefi, antropolojik ve politik kuramsal çerçeveyi kitabın her tarafına entegre etmektedir.




