Hey Amerika Senin Derdin Ne ?
Amerika nedir? Veya kimdir? Amerika’yı Amerika eden öz var mıdır? Varsa nedir? Amerika, bir coğrafya gerçekliği midir? Bir düşünce biçiminin varoluş formu mudur? Amerika sadece pragmatizm midir? Amerika bir felsefe midir? Amerika bir sebep midir? Bir sonuç mudur? Amerika’yı kimler Amerika etti? Köleler mi? Efendiler mi? Tüccarlar mı? Bilim adamları mı? Beyazlar mı? Siyahlar mı? Bu haliyle bir Müslüman Amerika olabilir mi? Bu haliyle bir Sosyalist Amerika olabilir mi? Amerika bu haliyle Hristiyan bir Amerika mıdır? Amerika ne zaman Amerika oldu? Amerika hep böyle bir Amerika mıydı? Amerika’nın bu şekilde bir barbarlığa sahip olması okyanus ötesinde olmanın bir avantajından mıdır? Kendisinin ürettiği teknolojisiyle herkese ulaşabilmesi ama saldırdıklarının onun karasına ulaşamamasından, ulaşma imkanına sahip olmamasından mıdır? Her ülkenin seması Amerika’ya yakın ama Amerika seması herkese uzak olduğundan mıdır?
Hey Amerika, senin derdin ne? Cümlenin sonuna dostum diye yazamıyorum maalesef!
Fiziksel mesafenin verdiği güvenlik atmosferimi sadece bu saldırganlığın sebebi?
Peki ya vicdan? Ya ahlak? Ya adalet? Ya insanlık onuru? Ya uluslararası hukuk? Ya tanrının varlığına gerçekten inanıp inanma?
İnsanlık değerlerini hiçe saymanın oluşturduğu boşluk kaç okyanus boşluğunu aşar? Tanrıya hesap verme inancı olmaması kaç okyanustan büyük saldırganlık dürtüsü verir Amerika’ya? Tanrı seni dizginleyemiyorsa ve bunu geçelim bizzat tanrı benim diyorsan zincirlerinden kopan gücünü, saldırganlık dürtünü insanca kim yerine iade edebilir ki? Kim hayvani dürtülerini dizginleyebilir ki?
Bir yazar demişti ki “Amerika güçlü bir devlet ama büyük bir devlet değildir.”
Büyüklük insani değerlerle alakalıdır. Güç niceliksel sıfat! Buhar gücü, barut gücü, füze gücü vs devam eder. Bunlar güçtür ama insani büyüklük değildir.
Amerikan sistemi ne kendi içinde ne de özellikle dışa karşı hiç de insani değildir.
Amerika’nın gücüne sırıtarak itaat eden ve kendi ülkesine çemkirerek her an Amerika tarafından devlet başkanı, general olarak atanacağını düşünen sazanlara söylenecek bir söz yoktur!
Amerika, bu sazanları kendi ülkelerine karşı kinle doldurmuş, Amerika tanrısına itaat etmenin faziletlerini(!) onların üzerine iyice doktrine etmiştir. Afganistan’da uçağın ayağına sarılıp kurtulmaya çalışan ve yüz metrelerce havadan düşüp öldükten sonra ancak kendisine gelen(!) zombilere denilecek bir söz yoktur!
Amerika’yı fedailer durduracak!
Canfeda, imanı kâmil ordular durduracak! Namusunu namus bilen insan durduracak! İnsanlığını insan bilen durduracak! Vatanını vatan bilenler durduracak! Küresel politik analizler dengeler, enerji politikaları, savunma sistemleri, istihbarat ağları, ekonomik dayanıklılık, iç bütünlük, askerî harekât kabiliyeti üzerinden analiz yapacaklar. Reel politik durumlar üzerinden göstergeler okunacak. Ülkesine, vatanına, toplumuna aidiyetini gelir bandı üzerinden değerlendirecekler bunu asla yapamayacak. Amerika gelince onların ellerine tutuşturacağı gelir bandının çok şişkince dolar maaşlar olacağını zannediyorlar! Öyle umuyorlar! Öyle bekliyorlar! Amerika’yı öyle hayal ediyorlar. Onlara öyle bir Amerika hayali aşılatılmış! Çok hümanistçe zannediyorlar! Ordular işgale geldiğinde size onur bahşetmeyecekler! Size kimlik ve kişilik alanı bırakmayacaklar. Kendi ülkenize karşı beslediğiniz kin Amerika’ya karşı beslediğiniz kinden fazla ise geçmiş olsun! Sizi sadece bir Amerika işgali uyandırır! İşgal sabahına canlı uyanabilirseniz tabi! Vatan ve ülke deyince sadece yüksek rant aklına gelenler bu hesabın ne olduğunu bilemez zaten! Allah’tan ülkemiz, halkımız öyle bir sefalet düşünceye hiçbir zaman sahip ve teslim olmadı! Ama her ülke bir değil maalesef!
Canfedalar Afganistan’da, Filistin’de yakın dönemde direnişin ruhunu, direniş ruhunun kaynaklarını bir kere daha bize hatırlattılar!
Amerika, doğrudan işgal dönemini başlattı! Yerküre haritasında kılçıklı tek bir coğrafya istemiyor! Kılçıklı tek bir yönetim istemiyor! Barbarlığın bütün bileşenleriyle kılıç sallıyor! Tehditler savuruyor! Kaba ve açık güç unsurlarıyla insanlığın özgürlüğüne, onuruna, yaşam kaynaklarına saldırıyor. Bunlar retorik değil, herkesin gözünün önünde cereyan eden olaylar. Her şey aleni ve meydanda.
Kanıt aramamızı gerektiren bir ilişki bağlamı da ortada yok!
Dünya, uzun süredir fısıltılar altında bir büyük savaştan bahseder oldu. Bu ne kadar mümkün olabilir acaba? Vahşet tekrar küreselleşir mi? Bu ateş bütün kıtaları yakar mı?
Amerika, kaybedeceğinden daha fazlasını elde edebileceğine inanıyorsa bütün yerkürenin yanmaması için bir sebep yoktur!
Ama yine de umudu unutmayacağız.
“Hey America ", James Brown tarafından kaydedilen bir Noel şarkısıdır. Aynı adlı 1970 Noel albümünde yer almıştır. Yorumculara göre Barış Protestocuları tarafından yazılmıştır. Bu şarkı, muhtemelen Amerikan iç kamuoyuna yazılmıştır. Ama bu şarkının birazını küresel bir mesaj olarak bütün dünyaya yayalım!
Hey America
Don't you think it's about time
Well after more than twelve months
A billion peace signs
Some sayin': "Right on!"
Hey Amerika!
Sence de artık zamanı gelmedi mi?
On iki aydan fazla bir süre sonra...
Bir milyar barış işareti...
Bazıları diyor ki: "Harika!"
Barış için bir milyar barış işareti yeter mi acaba?
İnsanlığa kör olana yetmez! Adalete, hakikate, onura düşman olana yetmez!
Peki savaş için kaç savaş işareti yeter!?
