Kravatın Şeceresi
Dünyanın bir zamanlar süper gücü olan Osmanlı’nın o ihtişamlı dönemlerinde Osmanlı’dan şu veya bu şekilde etkilenmeyen ülke ve insan kalmamıştır. Bu etkilenme Batı’nın musikisinden edebiyatına kadar bütün kültür…

Dünyanın bir zamanlar süper gücü olan Osmanlı’nın o ihtişamlı dönemlerinde Osmanlı’dan şu veya bu şekilde etkilenmeyen ülke ve insan kalmamıştır. Bu etkilenme Batı’nın musikisinden edebiyatına kadar bütün kültür dallarında görülür.
Kravatın mucitleri ise Hırvatlardır. Kravat kelimesinin de zaten Hırvat’a gönderme yapan bir yanı vardır. Atalarımızın giyim kuşamını gören Hırvatlar şaşkına dönerler. Kendileri çardan çaputtan sayılabilecek bir kılık kıyafet içindeyken, karşılarında dünyanın en pahalı kumaşlarından yapılmış göz kamaştırıcı elbiselerini görünce hayran kalırlar ve o elbiseleri giyebilmenin özlemini çekerler. Bazı Hırvatlar, öyle son derece pahalı kumaşlardan elbise yaptırmanın imkânsızlığı karşısında bir formül geliştirir ve şimdiki kravatın atası olan bir kumaş parçasını kâh elbiselerinin üzerine iliştirir, kâh boyunlarına takarlar. “İşte benim de Osmanlı’nın giydiğinden böyle bir pahalı kumaş parçam var!” edasıyla o parçacıkları üzerlerinde taşırlar. Derken bu durum yaygınlaşır, gücü yeten herkes böyle çok pahalı bir kumaş parçasını üstünde bulundurmaya başlar. Zamanla o kumaş parçalarının taşınması belli bir düzene sokulur ve sonunda boyun bağı şeklini alır. Moda hâline gelen bu durum giderek yayılır ve Hırvatistan sınırlarını aşarak bütün Avrupa’yı sarar.
Sözün özü, kravat, Avrupalıların Osmanlı hayranlığının ve Osmanlı karşısında aşağılık duygusuna kapılmalarının bir ürünüdür. (Bu aşağılık kompleksinin nasıl bir şey olduğunu bilmek için İbn Haldun’un Mukaddime’sinde “Mağlup Milletler Galip Milletleri Her Bakımdan Taklit Ederler” başlığı altında verilen bilgilere lütfen bir bakın, s. 222, Timaş Yayınları.)
Devran döner ve hep galip Osmanlı, eski üstünlüğünü kaybeder, bu sefer biz Avrupalıları taklide başlarız. Kimden itibaren? Bazılarının “Devrimci Padişah”, bazılarının da “Gavur Padişah” dedikleri Sultan Mahmud’dan itibaren. Fransa’nın dev yazarı Victor Hugo, Sultan Mahmud’un kıyafet devrimini tam bir rezillik olarak görür, hiç tasvip etmez ve büyük bir öfkeyle şöyle haykırır: “İki Fransız’ın Sultan İkinci Mahmud'u uygarlığın pantolon ve redingot giymek demek olduğuna inandırdıkları günden beri bizim kıyafetimiz bütün Osmanlı İmparatorluğuna yayıldı... Böylece yiğit Türkler geleneksel giysilerini, insan giysilerinin o en güzel ve en gösterişli giyim kuşamını bir kenara attılar ve bizim giysilerimizi giymeye başladılar. Türklerin bizden fazla bir şeyleri, güzellikleri vardı; biz onlara kendi çirkinliğimizi vermeyi başardık. Bizim uygarlık taslayan bilgiçlerimiz ise buna ilerleme adını veriyorlar.” (Anılar, Şiar Yalçın tercümesi, s. 22, Yankı Yayınları, 1974)
Kravatın kökenini bildiğim için emekli olduktan sonra bir daha hiç takmadım. Bizler özellikle de Peygamberimiz aleyhisselâmın مَنْ تَشَبَّهَ kim benzemeye yeltenirse diye başlayan uyarısını dikkate alarak emperyalist ve acımasız Batı’nın kılık kıyafetini artık terk etmeliyiz. Müslümana yaraşır, fakat Müslüman olmayanların gördüklerinde imrenecekleri ve özenecekleri bir kılık kıyafeti icat etmeye mecburuz. Bunu yapmazsak, özünü, ruhunu kaybetmiş, Batı’nın taklitçisi, kişiliksiz ve kimliksiz kimseler olarak kalmaya devam ederiz!
Batı ki gaddardır, emperyalisttir, sömürücüdür ve acımasızdır, bunu son olarak Siyonistlerin Gazze’de insanlık dışı, canice davranışlarını Batılı devletlerin nasıl desteklediklerini gördük. Hâlâ onlara benzemeye devam etmek, bizi biz olmaktan çıkarır, bunu iyi bilelim!
Hugo’nun “biz onlara kendi çirkinliğimizi vermeyi başardık” dediği şu Batı kıyafetinden yakamızı kurtaralım artık!
Tekstilcilerimizden ricam: Yazlık gömlek cinsinden şeylere vahşi Batı’nın şehir isimlerini veya gavurca sözleri yazmaktan lütfen vazgeçin! Onları yazmak, emperyalizme uşaklık etmektir. İnsanımızı onlara özendirmektir. Mânen, zihnen onların kölesi yapmaktır. Onun yerine kendi şehirlerimizin adlarını, atasözlerimizi ve bizi biz yapan nice hikmetli sözlerimizi yazın lütfen ki gençlik kendi öz benliğine dönsün!




