Afganistan İzlenimleri: Afganistan’da Peştuca-Farsça rekabeti

Afganistan İzlenimleri: Afganistan’da Peştuca-Farsça rekabeti

Taliban’ın ikinci defa yönetime gelmesiyle başlayan Afganistan’ın yeni döneminde alanımızı ilgilendiren çok önemli gelişmeler oluyor. Eğitim öğretim sistemi, üniversitelerin yeniden yapılandırılması, kültür sanat hamleleri ve yazışma dili tercihleri son dönemde çok çekecek değişimler yaşıyor. Bu değişimlerin en dikkat çekeni ise yavaş yavaş ve istikrarlı bir şekilde devam etmekte olan Peştuca ve Farsçanın yer değişimi meselesidir. Malum olduğu üzere Afganistan uzun süredir iki resmi dilli bir ülkedir. Ülkenin ulusal resmi dilleri Farsça ve Peştucadır. Özbekçe ve Türkmence ise yerel düzeyde resmiyeti tanınmış, radyo, televizyon, kitap, gazete, dergi yayın hakkı tanınmış ve liselere kadar çeşitli düzeyde okutulan dillerdir. Farsça Afganistan’ın kuruluşundan bu yana resmî dil olmanın yanı sıra aynı zamanda ülkenin edebiyat ve ortak iletişim dilidir. Afganistan genelinde Peştuca, Özbekçe, Türkmence yazan şair ve yazarlar aynı zamanda Farsça şiirler, yazılar ve kitaplar da telif etmişlerdir. Bu nedenle ülke genelinde resmî tabela dili de Farsça idi. Daha sonra kamu kurum ve kuruluş tabelalarında çift dilli bir uygulamaya gidilmişti. Tabelalarda hem Farsça hem de Peştuca yer alıyordu. Mahmud Terzi zamanında Siracu’l-Ahbar gazetesi ile başlayan iki dilli gazete ve dergi geleneği her iki dilin gelişimine katkı sunmuştur. 

 

Afganistan’da Güvenlik ve Seyahat Durumu

Bir haftalık Afganistan seyahatimizde ülkenin iki büyük şehri olan başkent Kabil ve Herat’ı gördük, çarşı pazarını gezdik, caddelerinde, sokaklarında çeşitli vakitlerde yürüme imkânı bulduk. Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek farkı olmaksızın bütün şehir halkının hemen hemen her saatte şehir genelinde çok rahat bir şekilde dışarıda gezmekte olduğunu bizzat gözlemledik. Şehir genelinde güvenlik açısından hiçbir sorunla karşılaşmadık, şahit olmadık. Şehir genelinde düzenli güvenlik kontrol noktaları olmasına karşın bunlar halkın rutinini bozacak yoğunlukta ve düzeyde değildiler. Nitekim bakanla toplantımızda sayın bakan da bu konuya dikkat çekmiş ve gayet büyük bir özgüvenle bizleri bütün ülkeyi gezip güvenli seyahat imkânlarını görmeye davet etmişti.  Kadınlar tek başına veya gruplar halinde de dışarıda gezebiliyor, alışveriş yapabiliyor, kafe ve restoranlardan hizmet alabiliyorlardı. Türkiye’deki uygulamadan tek farkı ise kafe ve restoranlarda kadınlar için ayrı bölümlerin oluşturulmasıydı. Afganistan’daki sokak güvenliğiyle ilgili mutlaka anılması gereken bir durum da dilenci sorunudur. Daha önceki ziyaretimde âdeta yolda yürütmeyecek derece yoğun bir dilenci popülasyonu varken bu seyahatimde bütün dilencilerin sokaklardan toplandığını, çeşitli eğitim merkezlerinde rehabilite edildiklerini hatta ciddi bir kısmının çeşitli mesleklere yönlendirildiğini gözlemledim. Kaldırımda askıntı olan dilenciler görmemek Taliban hükümeti adına kaydedilmesi gereken en önemli icraat olduğunu belirtmekte fayda var. 

Çarşı Pazar, Sokak ve Sosyal Ortamlar

Afganistan’a üç yıl arayla iki defa gittim. Her iki seyahatim arasında çok büyük farklar olduğunu gözlemledim. Güvenlik ve belediyecilik hizmetleri dikkat çekici bir gelişme göstermektedir. Şehirler, yollar, sokaklar, kaldırımlar son derece düzenli ve temizdir. Hemen hemen her yerde büyük bir alt yapı projesinin devam etmekte olduğunu görmek mümkündür. Herat’ta çok büyük birkaç alt geçit inşaatı devam ediyordu. Şehirlerarası karayolları inşası hızlı bir şekilde deva ediyor. Şehirlerdeki su ve elektrik problemlerini çözme noktasında güçlü bir iradeyi görmek mümkün. Nitekim orada bulunduğumuz süre içerisinde bu sorunların yaşanmadığını da gözlemledik. Kabil’de bir metro inşaatının başlayacağı duyurusu da yakın dönemde hükümet yetkilileri tarafından paylaşıldı. 

Seyahatimiz süresince Herat ve Kabil şehir merkezindeki cafe, pastane ve restorana uğrama imkânımız oldu. Cadde kenarlarındaki, sokak aralarındaki satıcıları tercih etsem de dostlarla birlikte cafe ve restoranlara da uğradık. Son derece nezih ortamları olan işletmelerin profesyonelce idare edilmekte olduğunu, birçok işletmede Türkçe duymanın dahi mümkün olması son derece şaşırtıcı. Hemen her satıcı mutlaka birkaç kelime Türkçe konuşmayı denemekten büyük bir keyif alıyor. Kabil’in ana caddelerinden birindeki Türk Cafe ve İstanbul Restoran özellikle görülmesi ve anılması gereken mekânlardandır. Türkçe bilen elemanların çalıştırıldığı bu işletmelerden İstanbul Restoran’da kapıda Diriliş Ertuğrul dizisinden mülhem alplerle aynı şekilde giyinmiş iki güvenlik görevlisi eşliğinde giriyorsunuz. İçeride küçük odalardan oluşan kulisler oluşturulmuş ve her kulise Türkiye’den bir şehir adı verilmiş. Garsonlar siparişleri Türkçe alıyor. 

Sokak satıcılarının sunduğu lezzet gerçekten harika. Kabil ve Herat’ta mevsimlik ürünler genellikle çarşı pazarda, seyyar tezgahlarda müşterisiyle buluşuyor. Biz gittiğimizde nar sezonu başlamıştı ve sokaklarda her yerde Kandahar narı satılıyordu. Bunun yanı sıra seyyar arabalar üzerine monte ettikleri ekipmanla taze leziz nar suyu satıyorlardı. Afganistan’da sebze ve meyve lezzeti gerçekten anmaya değer. Afganistan’ın sokak lezzetlerinden kanaatimce en önemlisi ab-e neyşeker. Seyyar arabalar üzerine monte edilmiş bir makinayla taze taze şeker kamışı sıkılıyor ve suyu bardak içerisinde servis ediliyor. 

Kabil ve Herat, lüks alışveriş merkezleri, düzenli, temiz ve hareketli iş merkezleri, pasajları, tarihî çarşılarıyla dikkat çekiyor. Şehir genelinde renkli ve hareketli bir ticarî hayat olduğunu gözlemlemek mümkün. Afganistan parası son dönemde ciddi oranda değer kazanmış. Uzmanlar ülke ekonomisinin hızla toparlanmakta olduğunu ifade ediyorlar. Afganistan yabancı yatırımın yanı sıra yurt dışında ikamet eden Afganistanlıları da ülkeye yatırım yapmaya davet ediyor. Bu konuda ciddi kolaylıklar ve imkânlar da sunuyor. Afganistan’da ülke genelinde Çin şirketlerinin üstlendiği büyük yatırım ve alt yapı projeleri dikkat çekiyor. 

Afganistan’da Eğitim Manzaraları, Kızların Eğitim Hakkı ve Kadınların İstihdamı Meselesi

Taliban’ın ikinci defa iktidara gelmesiyle birlikte birtakım uygulamaları ülke sınırları dışında da gündem olmaya devam ediyor. Bu uygulamaların başında kadınların eğitim ve memuriyet imkânından yoksun bırakılması geliyor. Kabil’e iner inmez kadın memurlarla karşılaştığımız belirtmiştik. Herat’ta da durum aynı şekildeydi. Ancak şehirde vakit geçirdikçe, kurum ziyaretlerinde de gözlemlediğimiz üzere kamu kurumlarında sadece güvenlik ve sağlık alanında kadınların aktif bir şekilde çalışmakta olduğunu başta eğitim kurumları olmak üzere diğer kurumlardaki kadınların ikinci bir duyuruya kadar evlerinde gönderildiğini gözlemledik. Üniversite ziyaretimizde kadın hocalara ait odaların boş olduğunu, kimse tarafından kullanılmadığını ancak kadın akademisyenlerin de mesaiye gelemediklerini, ders veremediklerini gözlemledik. Afganistan’ın birçok şehrinde benzer bir uygulama olduğunu duyduk. 

Kendileriyle görüşme imkânı bulduğum yetkililer kız öğrencilerin ilkokuldan sonra eğitime devam edememesi meselesinin geçici bir durum olduğunu ifade ediyor. Hükümetin başta müfredat ve ders kitapları olmak üzere eğitim sistemine yönelik birtakım köklü düzenlemeler yaptığını, ders kitaplarının yazım sürecinin devam ettiğini ve bu hazırlıkların bitmesinin ardından eğitim öğretimin yeni kullara göre devam edeceğini belirtiyorlar. Kadın memurların, kadın akademisyenlerin çalışmalarıyla ilgili de birtakım düzenlemeler yapılmakta olduğu bu sürecin neticelenmesi durumunda işlerine dönebilecekleri ifade ediliyor. 

Ancak kendileriyle görüşme imkânı bulduğumuz bazı kesimler de kızların eğitim hakkının engellenmesinin ve kadınların memuriyetlerinin engellenmesinin İslami bir durumdan kaynaklanmadığını, İslami kurallar, haremlik ve selamlık meselesinden ziyade bu durumun Afganistan ulus devletinin yeniden kurgulanması olduğunu iddia ediyorlar. Ülke genelinde Farsların daha yüksek oranda eğitimli olması ve iş gücündeki ağırlığın Farslarda olması nedeniyle böyle bir yöntemle Fars kadınlarının bürokrasiden uzaklaştırılarak Peştun kadınlarına yer açıldığını iddia ediyorlar. Bu itibarla değerlendirildiğinde Afganistan’daki yeni yapılanmanın İslami bir sistemden ziyade ulus devletin yeni bir ulusal kimlik inşa süreci olduğu görülmektedir. Bu iddialara göre Afganistan’ın yeni ulusal kimliği Peştu ulusal kimliği olacak gibi görünüyor.

Kültürel Başkent Herat’tan Siyasi Başkent Kabil’e Dönüş

Herat’taki programımızın bitmesinden sonra Pakistanlı, Özbekistanlı ve Singapurlu hocalarla birlikte uçakla Herat’tan Kabil’e hareket ettik. Kabil havaalanında Cami Üniversitesi Kabil şube sorumlusu tarafından karşılandık. Cami üniversitesi karşılamada olduğu gibi uğurlarken de son derece profesyonel bir şekilde davranmış, bütün misafirlerinin seyahat planlamasını en ince ayrıntısını düşünerek yapmıştı. Misafirlerin asgari düzeyde yorulması, herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmaması için itinalı bir planlama yapılmıştı. Kabil’de iki uçuş arasında toplam 3-4 saatlik bir boş vaktimiz vardı ama bu da değerlendirilmişti. Bizim heyet Kabil’e varmadan Cami Üniversitesi Kabil Ofisi, bizim için bir şehir gezisi planlamıştı bile. Öncelikle Şehr-e New denilen yeni Kabil bölgesinde bir şehir turu, Kabil kalesinin de olduğu şehrin arkasında kalan yüksek dağların yamacından şehir manzarası muhteşem görünmektedir. Kabil’de birkaç alışveriş merkezini ziyaret ettikten sonra Kitapçılar çarşısına uğradık. Kabil Kitapçılar çarşısı her zamanki gibi çok yoğun ve hareketliydi. Alışveriş merkezlerinden özellikle halıcılar çarşısı ve kuyumcular çarşısı çok canlı, çok hareketliydi. Kabil sokaklarında dilenci yok. Sokaklar temiz, belediye hizmetleri hemen kendisini hissettiriyor. Ancak kenar makaleler için aynı şeyi söylemek mümkün değil. 

Kabil Havaalanına varınca uçuş kartı sırasında dikkatimi çeken kuyruklar oldu. En yoğun kalabalıklığın Dubai uçuşunun olduğu bankolarda olması ilginçti. Bunu sorduğumda Dubai’nin Afganistan’a yönelik özel uygulamaları olduğunu, kolay vize ve ikamet izni verdiğini, ticari kolaylıklar sağladıklarını söylediler. İstanbul yolcusu da az değildi ancak Dubai yolcusu en az beş kat daha fazla görünüyordu. 

 Kabil havaalanı girişinde daha önce de bahsettiğimiz umreci karşılama merasimi çok daha yoğundu. Kabil, Herat’tan daha büyük ve kalabalık bir şehir. Hem de birçok şehre yurtdışından doğru uçuş bulunmuyor. Afganistan’ın diğer şehirlerine gitmek için önce Kabil’e gitmek ardından iç hatlar yoluyla diğer şehirlere geçmek gerekiyor. Bu nedenle Kabil havaalanındaki hacı karşılama merasimi oldukça yoğun görünüyordu. Kabil’de umrecileri karşılamak için süslenen arabaları Türkiye’deki düşün konvoyu süslemelerini andırıyor. Bütün hacılar kucak dolusu güllerle, çeşitli çiçeklerle karşılanıyor. Çiçekçiler bu döneme yönelik özel hazırlık yapıyormuş. 

Kabil havaalanının hemen karşısında yer alan Sultan Şatosu isimli düğün salonu tüm ülkenin resmini çizer gibidir. Afganistan’da en görkemli yapıların düğün salonları olduğunu söylemek hiç de abartılı bir ifade olmasa gerek. Mihmandarımıza bu gelenekle ilgili birkaç soru yönelttim. Dediklerine göre Sultan Şatosu isimli düğün salonunda bin kişilik bir düğün davetinin maliyetinin kırk bin doları geçebildiği söylendi. Düğün salonları lokasyon, park ve ulaşım kolaylığı nedeniyle genellikle yol kenarına, kavşaklara yakın yapılıyormuş. Araç sayısı çok fazla olduğu için geniş otoparklara ihtiyaç duyuluyormuş. 

Diğer Yazıları

Yorum Yaz