Afganistan İzlenimleri: Şiirin Başkenti, Şairler Yurdu, Pirler Diyarı Herat
Herat Abdullah Ensari Havaalanına indiğimizde Kabil’e nazaran daha canlı, daha dinamik bir şehir izlenimi hemen kendisini hissettiriyor. Yunanlı tarihçi Heredot’un buğday ambarı olarak tanımladığı Herat, Kabil’e oranla çok daha yeşil bir şehirdir. 1211 yılında Cengiz Han tarafından yerle bir edilen Herat 1381 yılında Timur tarafından bir kez daha imha edilen ve Timurlular döneminde başkent olarak ilan edildikten sonra yeniden imar edilen Herat Kabil’e nispeten daha düzenli bir şehirdir. Havaalanı memurlarıyla, güvenlik görevlileriyle muhatap olur olmaz o şirin Herat lehçesini hemen fark ediyorsunuz. Farsça Herat’ta kendine has bir tonda konuşulur. Herat şivesinden bahsedenler istisnasız Farsi-ye şirin-e Herat ifadesini kullanırlar. Herat tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle, şehir düzeni ve şehircilik anlayışıyla Afganistan’dan ayrı bir görüntü arz eder. Bu durumda ülkenin en batısındaki şehir olmasının etkisi şüphesiz çok büyüktür. Her ülkede olduğu gibi Afganistan’da da en gelişmiş böle batı bölgesi ve batı şehirlerdir. Nüfusu dört milyonu aşan kalabalık bir şehirdir Herat. Uçağımız Herat’a iner inmez telefonum çaldı. Cami Üniversitesi Dış İlişkiler Ofisinden gelen görevliler havaalanı çıkış kapısında bizi bekliyorlardı. Nasıl bu kadar dakik haber aldınız indiğimizi diye sorduğumda, hocam internetten uçağı takip ediyorduk, indiğini görünce taksi süresini hesap ettik sonra sizi aradık cevabı bir kez daha şaşırtmıştı beni. Herat’ın kendine has gelenekleri görenekleri var. Çok misafirperver, cömert bir ticaret şehridir Herat.
Henüz havaalanından çıkmadan bile Herat’ın o köklü gelenekleri arasında bulduk kendimizi. Türkiye’den hiç alışık olmadığımız Hacı Karşılama Merasimine şahit olmak sabahın sıcak sürpriziydi o gün. Üstelik hac mevsimi de değildi, bu hacı karşılama merasimi umrecileri karşılamak için yapılıyordu. Umreci yakınlarını, akrabalarını karşılamaya gelenler araçlarını çiçeklerle, afişlerle süslemişler, ellerinde deste deste güllerle, buket buket karanfillerle bekleme salonunda birazdan kapıdan çıkacak umrecileri bekliyordular. Dışarıda ise âdeta gelin arabası gibi süslenmiş lüks araçlar konvoy oluşturmak üzere hazır durumda bekliyordular.

Havaalanı çıkıp kapısının karşısında açık bir otoparkta hem ticari taksiler hem de yolcu bekleyen özel araçlar bir arada. Otopark çevresi dev reklam panolarıyla çevrili. Çok renkli, hareketli bir ticari hayatın habercileri gibidir bu panolar. Reklam panolarında ilk dikkat çeken nokta Afganistan Farsçasındaki yoğun İngilizce etkisi oluyor. Bu lokal etkileri Afganistan Farsçasını İran ve Tacikistan Farsçasından da biraz uzaklaştırabiliyor. Havaalanı çıkışına varmadan otopark alanının bir köşesinde yer alan prefabrike Çocuk Felci Uygulama Merkezi bizim için şaşırtıcı olmuştu.

Otopark alanında Pakistan, Singapur, Özbekistan’dan gelen akademisyenlerle buluşuyoruz ve Cami Üniversitesi Dış İlişkiler Biriminden gelen görevli arkadaşlar eşliğinde araçlara binerek şehir merkezine doğru yola çıkıyoruz. Heyecan dorukta, şimdi hakikaten Herat’la buluşma vakti işte. Şoföre Ahmed Zahir yok mu dediğimde şaşkın şaşkın gülümseyerek olmaz mı dedi ve hemen Ahmed Zahir’in o Afganistan ile özdeşleşen meşhur şarkılarından birini dinletmeye başladı. Yeşil şehir bulvarındaki yolculuğumuza Ahmed Zahir’in Soltan-e Qelbem şarkısı eşlik ediyor.

Şehir merkezindeki otele doğru giderken İmam Buhari Bulvarı, Ali Şir Nevayi Bulvarı, İmam Muslim Bulvarı gibi caddelerden geçiyoruz. Âdeta yürürken tarih size eşlik ediyor. Fotoğraflar çekiyorum. Kaldırımlarda kadınlar, seyyar satıcılar, okul çıkışında meydanları şenlendiren çocuklar düşüyor en çok karelere. Taliban sonrası ülkeye dönen muhacirlerle birlikte hızlı bir nüfus artışı yaşayan, dört milyonu aşan Herat’ta iki şey çok dikkat çekiyor. Biri camlarında hâlâ beyaz yazılar duran plakasız Toyotalar, diğeri de üç tekerlekli kapalı kasalı modifiye motosikletler. Herat’ta seçerxê deniyor bunlara yani üç tekerlekli. Ticari taksilerden daha ucuz olduğu için çok tercih ediliyorlar, bir de ülkeye yeni dönmüş muhacirler henüz iş kuramadıkları için ya seyyar satıcılık yapıyorlar ya da bir tane üç tekerlekli alıp yolcu taşımaya başlıyorlar. Sıfır Toyota marka otomobiller de Dubai üzerinden geliyor, Türkiye’deki bir otomobilin üçte biri hatta dörtte biri fiyatına…
Yukarıdan görünüşüyle çölün ortasında bir vaha gibi görünen Herat, muhteşem bir tarım şehri. Herat’ta120 çeşit üzüm yetiştiği söylenir. Şehrin bulvarlarındaki en lüks mağazalar kuruyemiş mağazaları. Afganistan’ın genelinde olduğu gibi Herat’ta da kuruyemiş tüketimi çok yaygın bir gelenek ve çok önemli. Bu mağazalarda da üzüm çeşitlerini görmek mümkündür.

Herat şehir merkezine vardığınız ilk anda şehrin atmosferi sizi sarıp sarmalıyor. Kadim şehir kültürü hemen kendisini hissettiriyor. Tarihî Herat kalesi, Ulu Camii ve tarihî sur kalıntıları en dikkat çeken tarihî yapılar olarak ön plana çıkıyor. Son derece canlı bir ticarî atmosfer, gelişmekte olan ekonomi ve alt yapı yatırımları, belediyecilik hizmetleri de dikkat çekici bir görünüm arz ediyor. Şehrin asayişi ve genel güvenlik durumu hiçbir tereddüte yer vermeden gayet olumlu bir izlenim bırakıyor.
Afganistan’da Eğitim ve Yükseköğretim
Afganistan’da çok sayıda özel lise ve özel üniversite olması daha önce de dikkatimi çekmişti. Afganistan’da 35 devlet üniversitesine karşın 117 tane de özel üniversite bulunmaktadır. Bu üniversiteler arasında yabancı sermayeli üniversitelerin yanı sıra diğer ülkelerin kurduğu üniversiteler de bulunmaktadır. Mesela İran’ın Afganistan’da faaliyet yürüten üç üniversitesi bulunurken Türkiye’nin Afganistan’da hiç üniversitesi bulunmamaktadır. Herat’ta ise 1 devlet üniversitesi bulunurken 9 tane de özel üniversite bulunmaktadır. Birkaç üniversitenin rektörüyle konuştuğumuzda bu üniversitelerin ciddi rağbet gördüğünü, kontenjanlarının büyük oranda dolduğunu söylemişlerdi. Cami Üniversitesi de Herat’ta eğitim veren özel üniversitelerden biridir. Üniversite ismini Herat’ın ve Afganistan’ın kültür tarihinin önemli ismi Molla Abdurrahman Cami’den almaktadır. Üniversitenin Molla Cami’nin ismini yaşatma gayreti takdire şayandır. Üniversitenin sosyal bilimler alanında yayımladığı akademik derginin adı olan Beharistan da Molla Cami’nin meşhur eseri Baharistan’dan alınmıştır.
Cami Üniversitesi
Cami Üniversitesi Afganistan’ın Herat şehrinde 2010 yılında Yüksek Öğretim Bakanlığı’ndan aldığı izinle kurulmuş, Tıp, Hukuk ve Siyaset Bilimi, Mühendislik, İktisadi ve İdari Bilimler, İlahiyat, Ziraat, Bilgisayar Teknolojiler şeklinde 7 fakültesi ve bu fakültelerde bünyesinde 7 ayrı bölüm ovar. Afganistan’da yükseköğretim kurumları müstakil bir bakanlık olan Yükseköğretim Bakanlığı’na bağlıdırlar. Cami Üniversitesinin 160 kişilik akademik personeli ve 2500 erkek, 1500 kız öğrenci olmak üzere 4.000 öğrencisi vardır. Cami Üniversitesinin aktif yüksek lisans programlarına ise 180 öğrenci devam etmektedir. Üniversite bünyesinde aktif doktora programı yoktur. Hızla gelişmekte olan genç bir üniversite olan Cami üniversitesi Afganistan eğitim sistemi açısından gelecek vadetmektedir. Nitekim üniversitenin Yüksek Öğretim Bakanlığı destekleriyle düzenlediği Uluslararası Kalite Yönetimi Sempozyumu da bu gelişim isteği ve istidadının bir işareti olarak değerlendirilebilir.
Uluslararası Kalite Yönetimi Sempozyumu 8 ayrı ülkeden 100’ü aşkın akademisyenin katıldığı, Afganistan içinden de doğudan batıya, kuzeyden güneye hemen hemen üniversiteden katılımın olduğu son derece nitelikli bir bilim şöleni şeklinde gerçekleşti. Sempozyumun düzenlenmesindeki akademik ciddiyet ve yüksek nitelik kadar Yüksek Öğretim Bakanlığının tam kadro olarak bu bilimsel etkinlikte yer alması da son derece dikkat çekici ve değerliydi. Cami Üniversitesi Rektörü, Cami Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanının konuşmalarıyla başlayan sempozyum açılış programına bakanlık yetkililerinin katılımı ve konuşmalarının yanı sıra, Herat Valisi, Herat Üniversitesi Rektörü, Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosu Sinan İlhan’ın katılımı ve konuşmaları önemliydi.

Sempozyum düzenleme kurulu, bir sonraki sempozyumu için fikir vermesi açısından sempozyum sonunda memnuniyet anketi dağıttı ve büyük bir ciddiyetle topladı. Farklı ülke tecrübelerinden istifade etmek için çok yoğun çaba harcadılar. Sempozyum haşiyende programa eklenen akademik toplantılar da bu bilimsel açılığın ifadesiydi. Sempozyum sürecinde yaklaşık 10 televizyon kanalı katılımcılarla söyleşiler yaptılar, sempozyumu ve sunumları haberleştirdiler.
Cami Üniversitesinin, Herat ilinin ve genel olarak Afganistan’ın akademik yetkinliği, katılımcı profilinin son derece genç olması, Afganistanlı genç hocaların kendilerini ifade kabiliyetleri, akademik yetkinlikleri, ileri düzeydeki yabancı dil pratikleri, uluslararası etkinlikleri ve deneyimleri ülke adına anılması gereken olumlu durumlar olarak dikkat çekmişti. Hem sempozyum esnasında, sunum sonrasında aldığımız sorular, aralardaki ikili sohbetlerde bu gözlemde bulundum hem de bir haftalık süreçteki çeşitli etkinliklerde bu açıkça gözlemleyebildim.
Cami Üniversitesinin lisansüstü öğrencileriyle Türkiye’de Akademik Yayıncılık ve Dergipark konulu söyleşi ile Türkiye’de Akademik Yayıncılık: Lisaniyat Studies Örneği başlıklı sunumlarda aldığımız sorular ve yorumlarda Afganistanlı genç akademisyenlerin bilim isteğini ve akademik gelişim arzularını açıkça görmek mümkündü. Afganistan akademisindeki dikkat çekici bir durum da akademik personelin yaygın yurtdışı tecrübesi oldu benim için. Çok sayıdaki hocanın mutlaka bir dönem yurtdışındaki üniversitelerde çalışmış olduğunu görmek mümkün.

