Aynı Delikten Bir Daha, Asla
Sevgili arkadaşlar, saygıdeğer dostlar,
Yaşı benden büyük olan var küçük olan var (ben 69), büyüklere saygıyla, küçüklere sevgiyle, hiç olmazsa ruberu şahidi olduğumuz bir tecrübeyi heder etmeyelim, o tecrübeden öğrenelim, ariflerin dediği gibi, aynı delikten bir daha sokulmayalım, diye yazayım dedim..
Türkiye (haydi öncesini bırakalım) Menderes'in CHP'ye rağmen 1950 seçimleriyle iktidara gelişiyle normalleşebilirmiş, ne yazık ki olmadı, hiçbir şey hitama ermeden, on yıl sonra 60 darbesi (silaha başvurarak, idam sehpaları kurarak, kara propagandayla) ülkenin 2'ye bölünmüşlüğünü ve maalesef 4 dörtlük iç savaş potansiyelini tescil etti..
Evet adını düzgünce koyalım, çünkü hala aynı ahval ve şerait içindeyiz: iç savaş potansiyeli.. (İran, Irak, Suriye, vb., tüm çevremiz, coğrafyamız, gönül yurtlarımız da böyle, aynı potansiyele haizler, suçu ister içe, içimize, kendimize, atalım, ister dışa, başkasına, ABD'ye, itrail'e, emperyalizme atalım, farketmez, bu irade, bu ülke bizim, bu tarihi yaşayan biziz, olan olmayan her türlü şeyin sorumluluğu "son kertede" bize aittir).
60 darbesinin açtığı yol.. yanlış anlaşılmasın, Osmanlı'nın, Müslüman muhayyilenin Batı/Modernlik karşısında boyun eğmesine paralel olarak yüzyılı aşkın bir süredir bir bölünme vardı zaten.. ama darbe, 60 darbesi bu işin, bu "kördüğümün" ancak (Atatürk'ün açtığı yolda!) silah zoruyla, güçle, şiddetle, "o yolunu şaşırmışları" yok etmekle, öldürmekle çözülebileceğini iddia/teyit etti ve bahis konusu şiddet yolunu, iç savaş yolunu bilfiil açtı!
Bu güç, silah, şiddet yolu hayır getirmedi bize.. getirmesi mümkün mü, öldürmekten, kesip atmaktan başka çözümü yok bu işin, diyor birileri ve sen de mecburen "peki abey, emrin olur kimi öldürelim", diyorsun..
60'ların ortasından başlayarak (sol özgürlük, eşitlik, anti-emperyalizm, bağımsız Türkiye şemsiyesi altında) içeride savaşmaya başladık..
71'de darbe geldi, 60 darbesini teyit etti: bu iş ancak silahla çözülür hemşerim, geri durun!
71 darbesinden üç gün sonra (benim de fail olduğum bir zaman diliminde) içeride bu sefer Sol / Sağ şemsiyesi altında savaştık, 80'de darbe geldi, 60 darbesini, 71 darbesini teyit etti: bu iş ancak silahla çözülür hemşerim, kendinizi kandırmayın, geri durun!
(oysa şimdi geriye dönüp baktığımda o dönem Solun dışını, karşısını, hasmını temsil eden, öldürdüğümüz, bizi öldüren MHP, ülkücüler.. şimdi diyorum ki başka bir mümkünün yok muydu Türkiye, olması gerekirdi, kapına geldiydik parmak kadar çocuklar, abiler, ablalar, büyükler, ak sakallılar, akiller, arifler, veliler, bir yol göstereydiniz bize, bir yol göstereydin bize Türkiye Ana, bir yol açaydın çocuklarına!)
Sonra Alevi-Sünni şemsiyesi altında içeride savaşmaya devam ettik..
80 darbesi sadece Türklere değil Kürtlere de çok zulüm etti.. Cumhuriyet tarihi boyunca yeterince kırılmış Kürtler, Diyarıbekir zındanlarında, Derik dağında, bir daha ve daha derin kırıldı..
Bu sefer PKK ile mücadele şemsiyesi altında içeride savaşmaya devam ettik.. Türkiye anavatan sokak sokak köy köy şehir şehir dağ bayır sur sur kan aktı...
O arada bölgemiz, canımız ciğerimiz, coğrafyamız da bizim gibi içeride savaştı, Irak-Kuveyt, Irak-İran, vb...
Yeterince uzattım, geldik bugüne.. şimdi bizi yine içeride, dikkat edin ABD'yle, İsraille, İngilizle Fransızla filan değil, yine içeride, "biz bize" "müslüman müslümana", Türk-Kürt şemsiyesi altında, olmadı Türk-Arap, olmadı Türkiye-İran şemsiyesi altında, o da olmadı Laik-Dindar, Atatürkçü-İslamcı, vb., şemsiyesi altında, yani bir şekilde içeride/içimizde savaştırmak istiyorlar.. sağımızdan solumuzdan ağzımızdan burnumuzdan girip, bizzat geçmiş tecrübelerinizden biliyorsunuz!, bu iş ancak silahla çözülür, "o yolunu şaşırmışları", "o kandırılmışları", "o hainleri" tek tek öldürmekle, yok etmekle çözülür, vur!, o vurmadan sen vur!, diye fiştekliyorlar..
Aman dikkat, kullandığımız bir kelime, yaptığımız bir genelleme hançer, kırdığımız bir kalp kapanmaz bir yara olabilir.. burası çok şükür Kürdün Türkün Arabın ve birlikte (silaha, şiddete başvurmadan birlikte yaşamak isteyen) bütün kavimlerin yurdudur, burası Anadolu Kıtası, dostluğun, Kardeşliğin yurdudur, elimize, dilimize, yurdumuza sahip çıkalım, yüz yılı aşkın bir süredir sokulduğumuz aynı delikten,
bir daha asla..
