Kudüs ve Gazze Bilincin Miraç Yolculuğu: İsrâ Ayetinden Özgürlüğün Şafağına
İsrâ ve Miraç mucizesi, yalnızca tarihte yaşanmış olağanüstü bir olay değildir. O, Kur’anî derinliğiyle bilinci yeniden inşa eden, göğü yeryüzüne, imanı harekete, acıyı umuda bağlayan ilahî bir mesajdır.
Bu yüzden Mescid-i Aksâ, sıradan bir durak olarak değil; ümmetin akidevi ve tarihsel merkezlerinden biri olarak seçilmiştir.
Bugün Gazze’ye yönelik saldırılar, Kudüs’te süregelen işgal ve tehditler karşısında, İsrâ ve Miraç’ı yalnızca hatırlamak değil; yeniden anlamak, yeniden okumak ve bugüne taşımak zorundayız.
İsrâ Suresi Perspektifinden İsrâ: Yükseliş ve Çöküşün İlahi Yasaları
İsrâ Suresi “tesbih” ile başlar; bu, Allah’ın fiillerinin beşerî ölçülerle sınırlandırılamayacağını ilan eder. Ardından sure, açık ilahî yasaları (sünnetullah) önümüze koyar:
Yükseliş yasaları, bozulma yasaları, cezalandırma ve yeniden diriliş yasaları…
Kudüs bu surede sadece kutsanan bir mekân değil, medeniyet sınavının yapıldığı bir sahnedir:
“İyilik yaparsanız kendinize yapmış olursunuz.”
Bu ayet bize şunu öğretir:
Ne üstünlük iddiası, ne tarih, ne de sloganlar…
Sonucu belirleyen, fiildir; ahlaktır; sorumluluktur.
Bugün Kudüs ve Gazze’de yaşananlar da bu ilahî yasaların dışında değildir. Görünen güç dengeleri ne olursa olsun, sabır ve hakikat biriktikçe tarih yön değiştirir.
Kudüs ve Gazze: Ümmet Bilincinde Tek Bir Kader
Kudüs bir sembol, Gazze ise bu sembolü savunan ön cephedir.
Biri olmadan diğeri anlaşılamaz.
Kudüs yalnızca üçüncü harem değildir; vahyin sürekliliğinin, ümmet bilincinin ve kimlik mücadelesinin merkezidir.
Gazze ise, yokluk içinde onurla direnen bir halkın, ümmete verdiği canlı derstir:
Hak, onu taşıyanlar oldukça yenilmez.
Bu yüzden Kudüs ile Gazze’yi ayırmak;
İman ile tarihi, dava ile bedeli ayırmaktır.
Gerçek akide bilinci, Kudüs’ü savunmanın Gazze’den, Gazze’yi anlamanın Kudüs’ten geçtiğini bilir.
Namaz: Günlük Miraç ve Direniş İnsanın İnşası
Eğer Miraç, Peygamberimiz ﷺ için bir geceyse; namaz ümmet için her gündür.
Namaz, pasif bir ritüel değil;
İnsanı ayağa kaldıran, bilincini diri tutan, sorumluluk yükleyen bir güç kaynağıdır.
Gazze’deki direnişin sırrı yalnızca silah değil;
Allah ile bağını koparmayan bir insan tipidir.
Secdede eğilen ama zulme karşı dimdik duran bir insan…
İşte bu yüzden Kudüs hâlâ yaşıyor, Gazze hâlâ ayakta.
Kudüs ve Gazze… İlahi Vaade Dayanan Yakın Bir Umut
Bugün taşıdığımız umut, romantik bir temenni değil;
Allah’ın vaadine, tarihin yasalarına ve zulmün kalıcı olmayacağına dair sarsılmaz bir imandır.
İsrâ ve Miraç bize şunu öğretir:
En karanlık gecelerin ardından, mutlaka bir yükseliş vardır.
Ve bazen göğe çıkan yol, yeryüzündeki en ağır imtihanlardan geçer.
Kudüs ve Gazze bugün sadece bir acının adı değil;
uyanışın, bilincin ve yaklaşan özgürlüğün işaretidir.
Bu ayeti doğru okuyanlar,
Bu emaneti doğru taşıyanlar,
Allah’ın izniyle özgürlük sabahının da şahitleri olacaktır.
