Osmanlı Eğitimi Haramı Zihinlere Nakşederdi.
Mine Kırıkkanat ki kendisinin dinsiz olduğunu söyler ve yazar, bundan yıllar ve yıllar önce subay babasının bir gün evde, “Ben çocuklarıma haram lokma yedirmedim!” dediğini yazmıştı.
Zühre İlkgelen adında 97 yaşında bir hocam var, ülkemizde Fransızcayı en iyi bilenlerden biridir. Kendisi dinsizdir, iman sahibi olması için zaman zaman telkinde bulunurdum, bir gün bana öfkeyle, “Cemal Bey, ben sonradan dinsiz olmuş biri değilim, ben anadan atadan dinsizim! Lütfen benimle uğraşmayın ve bu meseleyi bir daha dile getirmeyin!” demişti. O dinsiz hanımefendi kendisini ziyaret ettiğim bir seferinde bana, “Ben her sene Wikipedia Ansiklopedisine 50 Avro yatırıyorum” deyince niçin diye sordum. İşte aldığım ve beni çok şaşırtan cevabı: “Hiç olur mu? Adamların hakkı geçer. O ansiklopediye bir madde yazmıyorum ki! Yazsam neyse, ama yazmadığıma ve ansiklopedilerinden istifade ettiğime göre borcumu ödemem, haklarını vermem gerekir.”
Osman Pazarlı diye biri vardı. Yurttaşlık Bilgisi gibi okul kitaplarının yazarıydı. İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsünde bizim din psikolojisi dersimize girerdi. Bir derste söylediği şu sözleri hiç unutmam: “Okul kitabı yazarı olduğum için her Millî Eğitim Şurasına beni mutlaka davet ederler. O şuralarda öğrencilerin disiplinsizliğinden bahsedilir zaman zaman. O disiplinsizliğin önüne geçmek için biri kalkar, ‘Efendim yönetmeliğe şöyle bir madde koyalım!’ teklifinde bulunur. Müsteşar cevap verir: ‘O maddeyi falan şuradan sonra koymuşuz, fakat işe yaramıyor!’ Bir başkası başka bir teklif, öteki diğer bir teklif derken devam eder gider. Müsteşar da her tekliften sonra o maddenin konulduğunu, fakat netice alınamadığını söyler. Ben o şuralarda kalkıp da şöyle diyemedim: ‘Efendiler, istediğiniz kadar madde koyun, kâr etmez! Biz sıbyan mektebine (ilkokula) Âmîn Alayı hâlinde, Allah ve Peygamber sevgisi, hocaya saygı konularını işleyen ilâhîlerle götürülürdük! Çocuk zihinlerimiz mânevî duygularla donanırdı! Hz. Ali Efendimizin ‘Bana bir harf öğretenin…’ sözü dimağlarımıza kazınırdı! Siz bunları o küçük beyinlere zamanında aşılamazsanız, sonuç bu olur!”
Merhum Osman Pazarlı elbette öyle bir uyarıda bulunamazdı, çünkü laik devlette olur muydu hiç öyle şey? O türden bir ikazda bulunsa adamın hayatını mahvederlerdi.
Fukuyama, “Türkiye’de Sovyet tipi bir laiklik uygulanmıştır!” diye yazar bir makalesinde haklı olarak.
Fransa’dan kopya ettiğimiz laiklik, orada bizdeki gibi dinsizce, kâfirce, tanrıtanımazca uygulanmadı hiçbir zaman. Fransa’da Kiliseye bağlı özel okullar çoğunluktadır, o okulların her birinde şapel adı verilen küçücük bir kilise vardır. Bizdeki kıpkızıl kâfirler Ak Parti iktidarına kadar, kamu binalarında, okul ve üniversitelerde mescidin açılmasına laiklik bahanesiyle izin vermediler.
Kâfirce, dinsizce, daha doğrusu dinimize ve dinî değerlerimize düşmanca uygulanagelen laiklik bizim eğitimizi, dolayısıyla da halkımızı mahvetti! Haram helâl nedir bilmeyen koskoca bir güruh yetiştirdi!
Günümüzde acaba kaç aile reisi kalkıp da “Ben çocuklarıma haram lokma yedirmedim!” diyebilir? Binde bir mi, yüz binde bir mi, milyonda bir mi, bilemiyorum. Çünkü haram korkusu neredeyse tamamen ortadan kalktı. Kul hakkı diye de bir şey kalmadı.
Mine Kırıkkanat’ın babası hâlâ Osmanlı eğitiminin haram duygusunu zihninde taşıyan kuşaktan biriydi. Hocam Zühre Hanım da yine Osmanlı eğitiminden geçen bir anne babanın çocuğu. Osmanlı eğitim sistemi öylesine güçlüymüş ki, gördüğünüz gibi, dinsizlere bile haram ve helâli ve de kul hakkını öğretebilmiş. Ya uzun zamandır memleketimizde uygulanan laik eğitim ne yaptı ve ne yapıyor? Ne yapacak, işte şunu: Hangi düzeni kursam da o haramı ele geçirsem, ne dolap çevirsem de kulların hakkını gasp etsem diye çırpınan, gözü dönmüş nesiller, insanlıktan çıkmış yığınlar!
Bu ülkenin, bu toplumun geleceği için bir an evvel laik eğitimden vazgeçilmeli, insanımıza haram ve kul hakkı meselelerini beyinlere, zihinlere, gönüllere işleyen dinî bir eğitime yönelinmelidir. Bunu laikçilerin de desteklemeleri gerekir, çünkü kanser gibi her kurum ve kuruluşu saran haram ve kul hakkı yeme ahlâksızlığından herkes gibi onlar da çok büyük zarar görüyor.
