800 Sene Öncesinden Bugünü Gören Adam
Bundan 800 sene önce Batılı bir bilgin, o dönemde hayal ürünü olarak görülen, günümüzde ise çoktan gerçekleşmiş bazı tahminlerde bulunuyordu. Önce okuyalım, sonra da Batılıların iddia ettiği gibi, o bilginin bunları sırf kendi kafasından mı yazdığını, yoksa Müslümanlardan etkilenerek mi ortaya attığını açıklığa kavuşturalım:
“Yolculuk için, kürekçiye ihtiyaç duymayan makineler yapılacak; öyle ki, nehirlerde ya da denizlerdeki en büyük gemiler bile tek bir kişi tarafından, kalabalık bir mürettebatla olduğundan daha büyük bir hızla yönetilebilecek. Hayvan kullanmadan, inanılmaz bir hızla hareket edebilen arabalar üretilecek. İnsanların ortasında oturup bir motoru çalıştırarak, uçan bir kuşun kanat çırpmasını taklit eden yapay kanatları harekete geçirebildiği uçan makineler icat edilecek. Denizlerde ve akarsularda, hatta denizin dibine kadar tehlikesizce ilerleyebilen araçlar meydana getirilecek. Neredeyse sınırı olmayan daha pek çok şey gerçekleştirilecek; meselâ, nehirlerin üzerine hiçbir ayak ya da destek kullanılmadan kurulacak köprüler ve daha önce hiç görülmemiş düzenekler ile makineler gibi.”
Evet, yukarıdaki satırlar 1260 yılında, İngiliz bilgin Roger Bacon tarafından “Tabiatın Harikaları ve Büyünün Geçersizliği Üzerine Mektup” kitapçığında yazıldı.
Roger Garaudy, “Batı kendisini dünyanın merkezi, o yüzden de bütün dünyaya yön verme hakkına sahip olduğunu cihana kabul ettirebilmek için her türlü buluşu kendisinin yaptığını, her çeşit önemli atılım, bilgi ve görüşü sadece kendisinin gerçekleştirdiğini iddia eder!” der. İşte o yüzden Batılılar, Müslüman âlimlerinin bilgi, görüş ve tahminlerinin Batılı bilginlerini etkilediğini dile getirmez, öğrencilerine ilkokuldan üniversite sonuna kadar bu konuda en ufak bir bilgi vermezler. Neden? Öğrencilerin kendi atalarıyla övünüp gururla yeni buluş ve görüşlere imza atabilmeleri için…
Biz ise ne acıdır ki, öğrencilerimize kendi büyük âlimlerimizden asla söz etmeyip sadece Batılı bilginleri anlatırız, öğretiriz! İslâm âlimlerinin, özellikle de Endülüs İslâm üniversitelerindeki âlimlerin eserlerinin Latinceye tercüme edildiğini ve yüzyıllarca o üniversitelerde okutulduğunu okullarda hiç dile getirmeyiz!
Batı eğitim sistemi, İslâm’ın Batı medeniyetine katkısını inkâr ededursun, Roger Bacon’ın kendisi bile o katkıyı kabul ve itiraf eder. Deneyciliğin öncüsü kabul edilen Bacon, deneyciliği Müslümanlardan öğrenmiş, İslâm medeniyetini "bilimin gerçek vârisi" olarak görmüş ve Orta Çağ Avrupa’sının karanlığından çıkış yolunu, Müslüman âlimlerin deneye dayanan metotlarını benimsemekte bulmuştur.
Roger Bacon, Müslümanlardan etkilendiği düşünülen “şüpheli yenilikler” sebebiyle Kilise tarafından mahkûm edilmiş, hapse atılmış ve eserleri yasaklanmıştı.
Roger Bacon Arapça bilirdi ve bilim adamlarının Arapça bilmelerinin gerekli olduğunu savunurdu. Kendisi açıkça, Arap bilginlerin Batı’dan daha ileri olduğunu söylemiştir. Endülüs ve İslâm dünyasını “bilginin merkezi” olarak görmüştür.
Optik konusundaki bütün görüşlerini, İbnü’l-Heysem’in “Kitâbü’l-Menâzir/Optik Kitabı” adlı eserinden almış ve o eserden o kadar çok alıntı yapmıştır ki, çalışmaları bu eserin bir nevi Latince şerhi gibidir.
"Bilginin kaynağı deneydir" fikrini ve bu yöntem anlayışını Câbir bin Hayyan ile İbn Sina gibi isimlerin eserlerinden ilhamla savunmuştur.
Felsefe ve mantık konusundaki görüşlerini İbn Rüşd, İbn Sina ve El-Kindî’nin eserlerinden derlemiştir.
Roger Bacon, “Opus Majus” adlı eserinde açıkça şunu söyler: “Latin dünyası, tabiat ilimlerinde ilerlemişse, Müslümanlar sayesinde ilerlemiştir.”
Roger Bacon şunu da yazmıştı: “İslâm dünyası, Hristiyan âlemine yalnızca filozof ve kimyacılarının ilhamını vermekle kalmadı; aynı zamanda ona kâğıt da verdi. Kâğıdın Avrupa'nın entelektüel canlanmasını mümkün kıldığını söylemek abartı olmaz.”
“Geleceğimizde İslâm Var” kitabının önsözüne şunu yazıp uyarıda bulunmuştum: “YÖK’e Kültür ve Milli Eğitim Bakanlıklarına âcizâne bir tavsiyede bulunmak isteriz: Dünya çapındaki bilim adamımız Prof. Dr. Fuat Sezgin’in büyük gayretiyle İstanbul Gülhane Parkı’nda açılan ‘İslâm Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ bütün ilk, orta ve yüksekokul öğrencilerine ya doğrudan, ya da sanal olarak mutlaka gezdirilsin. Eminiz, orayı gören gençlerimiz kendilerini mânen ezen Batı kompleksini üzerlerinden atacak ve o şanlı ataları gibi olmaya çalışacaklardır.”
Mukaddime tercümemin 4. baskısının 80. sayfasına şu kısa açıklamayı koydum: “Dünyanın tabiî/ doğal ‘altı’, yer küresinin kalbi ve ağırlığı olan her şeyin aşağıya doğru (yerçekimi tarafından) çekildiği merkezidir [demek ki o dönemin İslâm âlimleri, yerçekimini Newton’dan üç asır önce biliyorlardı, çev.].”
Bizler, son hak dinin mensupları olarak insanı Yaradan’ından dolayı sevmemizle, bütün insanlığın hayrını istememizle Batı’dan çok, hem de pek çok üstünüz. Bütün bu açılardan da güçlü bir medeniyet mirasına sahibiz. Yeniden şahlanıp ilimde, fikirde, kültür ve sanatta destanlar yazabilecek duruma tekrar gelebiliriz. Yeter ki kendimize dönelim ve gençliğimize bizi biz yapan değerleri ve ruhu öğretelim.
Yazının başlığına dönersek, Roger Bacon 800 sene öncesinden günümüzü görebilmişse bunu, büyük ölçüde İslâm âlimlerinden öğrendiklerine borçludur.
O dönemde dehâ çapında âlimler yetiştiren Müslümanlar için Batı’da ne denirdi bilir misiniz? Şu denirdi: “Allah, Müslümanları bizden çok daha üstün bir akılla donatmış!”
