Tanınmış İsimleri Uyuşturucuya İten “Mânevî” Boşluk

Tanınmış İsimleri Uyuşturucuya İten “Mânevî” Boşluk

İçlerinde sevdiğimiz kimselerin de olduğu bazı şöhretlerin uyuşturucu kullandıklarını ve tutuklandıklarını öğrenmemiz bizleri üzdü. Uyuşturucuya ek olarak hiç beklenmedik bazı yanlış davranışlarda bulunduklarını duymamız da bu işin tuzu biberi oldu. 

Ekranlarda boy gösteren o ünlülerin uyuşturucu kullanmaları pek çoğumuza iftira gibi geldi. Önce inanamadık. Onlardan böylesi davranışlar beklemiyorduk, ihtimal de vermiyorduk. İtham ve iftira değil de, basbayağı gerçek olduğunu görünce hayret ettik. Şaşırıp kaldık. 

Kendi payıma ben “Nasıl böyle bir şey olabilir? Bunu onlar nasıl yaparlar?” diye düşünürken şu âyeti hatırladım: “Allah kullarına rızkı bolca verseydi yeryüzünde azgınlık ederlerdi.” Şûrâ, 42/27 

Ardından da Roger Garaudy’nin sık sık vurguladığı ve üzerinde durduğu “İnsanı ilâhlaştıran, kendi kendine yeterlik, Allah’a ihtiyaç duymazlık, müstağnilik” kavramları, onlarla birlikte de şu iki âyet aklıma geldi: “İnsan, kendi kendine yeter gördüğünde (zengin ve ihtiyaçsız olduğunda) azgınlaşır.”  Alak, 96/6-7

 Evet, maalesef insanoğlu beklenmedik bir şekilde paraya kavuşunca sapıtıyor. Oturmuş, güngörmüş, zenginliği atalarından miras almış ailelerin çocukları değil de, bir anda şöhret olanlar, servet sahibi olunca zıvanadan çıkıyorlar. 

Sonradan görmeler, Rabbimizin “Dikkat edin! Kalpler ancak Allah’ı hatırlamakla huzura erer!” (Ra’d, 13/28) uyarısını hiç umursamayıp, maddî huzur ve mânevî tatminlerini ibadette, Allah’ı çokça anmakta, yoksulların yardımına koşmakta aramıyorlar. Tam aksine nefislerini azdırdıkça azdıran şeylerde arıyorlar! Doyumsuz nefisleri yüzünden de battıkça batıyorlar.

Eskiden şöhret sahibi olup da kısa zamanda büyük imkânlar elde edenler ruhlarını tatmin için soluğu ya tekkelerde, zaviyelerde ya da Mesnevî’nin ölümsüz öğütlerinde alırlardı. Meselâ Hz. Pîr’in şu uyarılarını okur ve onun nasihatlerini kulaklarına küpe yaparlardı:

“Seni bir an için ekmek derdinden kurtarıp karnını doyursalar, bu defa da kadınların peşinden koşmaya başlarsın. Şehvet denizin öylesine dalgalanıp köpürür ki, artık sana, ekmekle ve karşı cinsle dolu bir şehir gerekir. Önceleri sen bir yılandın, zenginleştikçe bir ejderhaya dönüştün; eskiden sadece bir başın vardı, şimdi yedi başın var!” (Altıncı Kitap, 4653-4655)

“İnsan maddî yönden bir doyuma ulaşmaya görsün, eski sabrını ve şükrünü unutup büyüklenmeye başlar. İnsanoğlu zenginliğe ve karşı konulmaz bir maddî kudrete kavuşunca, dini de doğruluğu da düşünmez olur.” (Altıncı Kitap, 4793, 4794)

“Hz. Musa ile Firavun’dan bahsetmemiz senin aklına, ‘Bu olaylar uzun zaman önce yaşanmış, ne gerek var anlatmaya?’ sorusunu getirebilir. Hz. Musa da, Firavun da senin öz varlığında yaşamakta; sen o iki hasmı kendi içinde, kendi nefsinde ara!” (Üçüncü Kitap, 1251-1253)

Gördüğünüz gibi Hz. Mevlâna’nın bu sözleri aslında yukarıdaki âyetlerin tefsirinden ibarettir. Yeni bir şey söylemiyor Hz. Pîr, sadece Allah’ın insanoğlunu kurtuluşa çağıran o âyetlerini tefsir ediyor.

Bundan yıllar önce satın aldığım dairenin kalorifer tesisatını döşeyen Alevi bir delikanlı bana şöyle demişti: “Hocam, cemevinde dedemiz kız ve erkek biz gençlere elinize, belinize, dilinize sahip olun, demişti. O öğüdü hiç unutmadım ve benim de bacılarım olduğu için hiçbir kimsenin bacısına yan gözle bakmadım!”

Demek ki cemevleri gençleri adam edebiliyor. Madem Mustafa Kemal’in yasaklamasına rağmen cemevleri, Alevi dergâhları açıldı, tarikatların yuvaları olan yerlerin de resmen açılması gerekir. Çünkü oralar insanımızı adam eden, edep ve erkân öğretilen mânevî huzurun yuvalarıydı. Laikliği aldığımız Fransa’da tarikatlar kapatılmadı, Fukuyama’nın tabiriyle “Sovyet tipi laiklik uygulanan” Türkiye’de ise kapatıldı. Laikliğin doğduğu ülkede inananlara saygı gösterilerek kutsal günleri olan Pazar tatilken, eskiden tatil olan bizim mübarek günümüz Cuma iş gününe çevrildi.

Ayasofya’yı müze olmaktan kurtaran Cumhurbaşkanımızdan o irfan ocaklarını da açmasını bekliyoruz. Buna gerçekten çok ihtiyaç var. İnsanımıza yazık olmaması, insanımızın iyiliği için açalım oraları. Hem zaten bütün tarikatlar günümüzde apaçık ortadalar. Kanunla güya yasak, gerçekte ise tam anlamıyla varlar. Onları meşru hâle getirelim ve Diyanette bir birim oluşturarak şeyhlerin ehliyetli olup olmadıklarını kontrol edelim. İnsanlarımızı şeyh geçinen sahtekârların elinden de kurtarmış olalım.

Diğer Yazıları

Mevlid Bizi İki Kere Kurtardı

Mevlid Bizi İki Kere Kurtardı

  • 10.11.2025 / 10:29

Yorum Yaz