ABD İLE İTRAİL’İ BOYKOT VE MEVLÂNA

ABD İLE İTRAİL’İ BOYKOT VE MEVLÂNA

 

 

Hz. Mevlâna’nın Mesnevî’de anlattığı hiçbir hikâye laf olsun, gülüp eğlenilsin veya okunup geçilsin diye değildir. Her bir hikâye, toplumun veya insan davranışlarının birine konulan kesin bir teşhis ve önemli bir uyarıdır. 

Mesnevî’deki hikâyeleri kalbi ve zihni açık olanlar anlar, ibret alır ve onlardan mutlaka bir ders çıkararak kendine çeki düzen verir. 

İyi niyetle Mesnevî’yi okuyan kişi, orada iç dünyasına tutulan bir aynayla yüz yüze geldiği için kâh yanlışını görüp tövbeye yönelir, kâh derdine derman olacak bir öğütle karşılaşıp teselli bulur. Dolayısıyla, Mesnevî’deki hiçbir hikâye boşuna değildir. 

Verdiği paranın canavarlaşmış kâfire yardım olacağını, Filistin ve Gazze’deki Müslüman kardeşinin ölümüne yol açacağını bile bile ABD ve İtrail mallarını boykot etmeye asla yanaşmayan, fakat ABD ile İtrail aleyhinde atıp tutan ve Gazzeli kardeşlerimiz için üzüldüğünü söyleyen bazı kimseleri görünce, aklıma hemen Hz. Pîr’in Mesnevî’de anlattığı, aşağıdaki başlık altındaki şu kısa hikâyesi gelir: 

 

Torbası Ekmekle Doluyken Köpeğine Bir Lokma Dahi Vermeyen, Can Çekişen Köpeğine Ağlayan, Ağıtlar Yakan Bedevînin Hikâyesi: 

 

Köpeği ölüyordu, Bedevî ise “Ah! Bu ne acı!” diyerek hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Bir dilenci oradan geçiyordu, sordu: 

“Neden bu hıçkırıklar? Üzüntün ve ağıtların kime?” 

Bedevî cevap verdi: 

“Mükemmel huylu bir köpeğim vardı; bak işte, yolda ölüyor! Gündüzleri benim için avlanır, geceleri beni beklerdi; keskin bir görüşü vardı ve avlanmakta ve hırsızları korkutmakta eşsizdi.” 

Dilenci sordu: 

“Nesi var? Yaralı mı?” 

Bedevî cevap verdi: 

“Açlık onu bu hâle getirdi.” 

Dilenci teselli etti: 

“Bu derde ve sıkıntıya katlanmak konusunda sabırlı ol, çünkü sabredenleri Allah lütfuyla mükâfatlandırır!” 

Ardından da sordu: 

“Ey asil reis, elindeki bu tıka basa dolu torbada ne var?” 

Bedevî cevap verdi: 

“Ekmeğim ve dün geceden kalan, karnımı doyurmak için aldığım yiyecekler.” 

Dilenci sordu: 

“Neden köpeğe ekmek, yiyecek vermiyorsun?” 

Bedevî cevap verdi: 

“O kadar merhametli ve cömert değilim. Parası olmayan yolcu ekmek bulamaz, fakat gözyaşı bedava.” 

Dilenci şöyle dedi: 

“Ey içi hava dolu tulum! Demek ki sence bir dilim ekmek gözyaşından daha değerli, öyle mi? Geberesin sen!” 

(477-487, Beşinci Kitap)

Diğer Yazıları

Yorum Yaz