Epstein Vakası ve Siyonizm (in Canı Cehenneme)

Epstein Vakası ve Siyonizm (in Canı Cehenneme)

Hayaları burulmuş adam”ların vicdanlarına sesleniyorduk. İktidarlarınızı ayakta tutma pahasına çocuklar ölmesin diye. Hiçbir iktidar, çocuk katili olmayı göze alacak kadar değerli değildir diye. Gazze’de binlerce çocuk ölürken, işte bu hayaları ve memeleri buruşmuş adamlar ve kadınlar ki, ruhlarını şeytana satmış olsalar bile, en azından çocuk ölümlerine karşı bir sınır, bir utanç, bir tepki gösterebilirler diye umuyorduk. Savaş için kendilerince gerekçeleri olsa bile, çocukların ölümü bu gerekçelerin tamamını anlamsız kılmaya yetmeliydi diyorduk.  

Sofralarında çocuk eti ve kanıyla beslenen vicdanlara “çocuklar ölmesin” diye sesleniyor bunlardan ricacı oluyormuşuz. Biz “durudurun artık bu savaşı” derken, onlar bir taraftan çocukları yiyiyor bir taraftan da dişlerindeki artıkları temizleyerek bizimle muhatap oluyorlarmış. Evet, mecaz falan değil gerçekten de çocukları yiyorlarmış. Ensest ilişkiler, tecavüzler, kan dondurucu sapkınlıklar akla hayale sığmaz şeyler. Biz bunları efsane sanıyorduk, mitoloji biliyorduk. Vaktiyle bir kral varmış, hastalığının tek çaresi her gün iki çocuk yemekmiş; bir dev varmış, çocukları kaçırırmış onları yermiş. Bunların hepsini mecaz sandık. Masal sandık.  En fazla iktidar sahiplerinin çocuklarınızı yemesine izin vermeyin türünden sembolik anlatımlara yorumladık. 

Oysa, bir mecaz değil. Aklın, mantığın, hayalin devre dışı kaldığı çıplak bir gerçek bu. Bu tekil bir sapkınlık, münferit bir manyaklık da değil; örgütlü, kurumsallaşmış bir düzen… İçinde devlet başkanlarının, kralların, kraliçelerin, prenslerin, prenseslerin, lordların, bürokratların ve sermaye baronlarının yer aldığı; çocuk ölümleriyle işleyen, çocuk etiyle ve kanıyla beslenen dünyayı yöneten küresel bir şebeke. Bu şebekenin merkezinde, her yere sızmış İsrail denen yozlaşmış bir yapı ve istihbarat aygıtı var. Herkesi içine alan, herkesi esir alan, sağına soluna aldığı herkesi de kendisi kadar acımasız, kendisi kadar ahlaksız, kendisi kadar zalim, bir o kadar alçak olmaya zorlayan küresel bir yapı var. 

Gazze’nin düşmanı kimmiş, Gazze kiminle savaşıyormuş öyle. Nasıl bir şeytanla savaşıyormuş… Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir şeytanla. Anlatılan düşman öyle sıradan bir kötülük değil; insanlığın bildiği bütün günahları aşan, bütün zulümleri geride bırakan, neredeyse metafiziğin sınırlarını zorlayan bir şeytanlık. Gazze’nin karşısına konuşlanan düşman, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir mutlak kötülük… 

Gazzei’nin, Avrupa’nın ürettiği bütün değerlerin ikiyüzlülüğünü ifşa ettiğini söylüyorduk. Meğer bununla da sınırlı değilmiş. Antropologlar, tarihin en ilkel topluluklarından en vahşilerine, oradan en modernlerine kadar bütün toplumların iki temel ilkeye sadık kaldığını söyler: İnsan eti yememek ve ensest ilişkiye girmemek. Medeniyet dediğimiz şey, en azından bu iki sınırı korumakla başlar. İsrail’in maşası olan Epstein insan ile şeytan olma arasındaki bütün sınırları ortadan kaldırıyor. En ilkel tabular, en ilkel değerler bile çökmüş durumda. Şimdi demokrasi, insan hakları şu hakları bu hakları falan bunlar artık basit şeyler. Bunları çiğnemiş olmak artık lafta kalmış süsler. Siyonizm insanlığın ürettiği bütün değerleri aşındırmanın, bozmanın, ifsat etmenin peşinde. Siyonizm insanlığın düşmanı. Bunları kusmadan insanlıktan söz etmenin manası yok…  

 

Diğer Yazıları

Bu Kişisel Değil

Bu Kişisel Değil

  • 23.01.2026 / 00:12
Ya Kanun-ı Esasi, ya Ölüm!

Ya Kanun-ı Esasi, ya Ölüm!

  • 18.09.2025 / 14:27

Yorum Yaz